15 Şubat 2009 Pazar

Aşk Yoktur


Hiç düşündünüz mü, niçin bütün güzel aşk şarkıları ve aşk şiirleri, hep biten ya da imkansız aşklara yazılmıştır?

Sakın o şiirden alıntı yaparak, “Mutlu aşk yoktur. O yüzden” demeyin. Mutlu aşk vardır, ama aşkın kendisi yoktur. Aşk dediğimiz duygu, esasen bir yanılsamadan ibarettir ve asıl olan ‘aşık olma arayışıdır’.

Yani kişiler birbirine değil, aslında aşka aşıktır. Maalesef hayatın da gerçeği budur; gerçekte aşk yoktur.

İnanmayın siz kelime cambazı şairlere, kalem ustası yazarlara, çünkü onlar da yanılıyor. Aşk yoktur.

Üzgünüm, böyle bir günde, herkesin putlarını ortaya koyduğu bir günde, tüccarların putlar üzerinden para kazandığı böyle bir günde, bu yazıyı yazmak zorunda kaldığım için. Aşk yoktur. Çok üzgünüm. Putlar yıkılmalı, gerçek görülmeli ve aşk doğru tanımlanmalı. Olup bitenden söz ediyorum. Teorisini yaratanlar aşkın, bir yanılsamayı fark edememiş. Bunda kimsenin suçu yok. Herkes masum. Sonra başlanmış kirlilik. Bugün de ziyadesiyle kirletiyor zaten o masum duyguyu, ama hepimiz alışmadık mı zaten kirlenerek tüketmeye ve tüketilmeye. ‘Son durum’ psikolojisi yaşamaya da gerek yok. Çünkü aşkın kendisi de yok. Metafizik bir yanılmasa her şey. Bu kadar. Bu kadar basit işte. Aşk yok.

Düşünün, eğer ‘salt aşk’ olmuş olsa, bütün güzel aşk şarkıları ve aşk şiirleri, hep biten ya da imkansız aşklara yazılır mıydı? Biraz aşkın mazoşizmi, biraz arabesk, biraz da umut aslında.

Çünkü insan, doğası gereği aşkı arar. Bulduğunda da ‘aşık olma’ duygusunu tatmin eder. Ya da tatmin etmeye çalışır. Aşkın bitmesinin nedeni de, o veya bu nedenle ilişkinin yürümemesidir. Aslında biten, kişinin, o an aşık olduğu insana hissettikleridir. Ama ‘aşık olma isteği’ devam eder. Hatta içindeki eksiklik sürer gider. Çünkü bu insanın doğasında vardır.

Yitip giden ilişkilere dair esaslı sözler, sihirli cümleler ve yanık şarkıların nedeni de, ‘aşk arayışının kutsallaştırılmasıdır’ sadece. Öyle de olmalı zaten. Sözüm yok, ama aşk da yok.

Eğer ‘aşk’ saf olarak doğada bulunsaydı, bir başkasına aşık olma şansını yitirirdi insanoğlu. Aksi taktirde, aşık olmadığı haldi, neden içinde kıpırtılar hisseder insan? Birine, yaslanacağı, dokunacağı, kokusunu, nefesini hissedeceği birine ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaca aşk demek mümkün müdür? Tabi ki değildir. Çünkü o durum, ‘aşkı arama duygusudur’ sadece. Sonrası ise, şairlerin ve yazarların abartması. Niçin sevgilisi olmayan da baharda kıpır kıpırdır, coşkuludur? Çünkü doğası gereği, ‘aşkı arama isteğidir’ içinde canlanan. Bu kadar.

Aşk bencil bir duygudur. Aslında yoktur. Kim, karşısındaki tatmin olsun diye ilişkiye girer ki? Kim, sevgilisi aşkı tatsın diye başlar ki sevdaya. Olmaz. Olamaz. Aşkı aramaktır her şey ve aşka aşık olmaktır.

Aşk yoktur. Üzgünüm. Aşk yoktur. Çok üzgünüm. ‘Aşık olma arayışıdır’ varolan sadece. Aşk yoktur.

Bu yüzden hepimiz aslında ‘aşka aşığızdır’. Üzgünüm, ama aşk yoktur.

İnsan bir tek şeye aşık olur; O da aşkın kendisidir.

2 yorum:

  1. beş artı bir duyu,beyin ve bilinen bilinmeyen hormonları.pratik bilgin düzgün mantık sağlıklı pisikoloji evet ask vardır yoktur :))selamlar

    YanıtlaSil
  2. Aslında insanlık tarihi kadar eski bir konuyu bir makaleyle açıklamaya çalışmak mantıklı değil ama en azından kendi bakış açımı yansıtmaya çalıştım.Kesin bir fikrim yok bu konuda.Çünkü aşk denen kavramın değişkenliği kişilere bağlı,yaşadıklarına bağlı,herkesin algılaması farklı.Binlerce yıldır tartışılan bir konu;ben de köşemden katılmak istedim.

    YanıtlaSil